Genç Haber Merkezi
GENÇ Dergi Ocak 2025 Sayısı Çıktı!
GENÇ Dergi`nin Ocak sayısı dopdolu içeriğiyle çıktı! Her ay dosyamızda gönül gündemimizi, gönül coğrafyamızın...
Bir gün şahsımıza ait şahidemiz olursa, şahsımıza olan şahitliğini ebediyete kadar devam ettirmesi ve şahit olunan yaşamımızın en güzel şekilde taçlanması duasıyla
Tuba Şekerci
Yaşamın bir parçası olan ölüm, her canlının kaçınılmaz sonu nihayetinde. Her toplum ölümü farklı şekillerde kucaklar, farklı cenaze işlemleri uygular. Türk tarihine bakacak olursak tekrar dirileceğimize olan inanç her zaman var olmuş. Bu durumdan dolayı cenazelerimizi benimsemiş, ziyarete açık mezarlıklar yapmış ve ayrı bir ehemmiyet göstermişiz. Hatta ileriye gidip mezarlıklara yapılan en ufak saldırıyı, savaş sebebi saymışız.
İslamiyet ile tanıştıktan sonra her ne kadar Batılı anlamda heykeltıraşlığı bırakmış olsak da bu durumun bizi taş işçiliğinde geriye sürüklemediğini görmek için mezar taşlarımıza bakmamız yeterli olacaktır. Dünyanın dört bir yanına yüzyıllarca hükmeden Osmanlı Devleti’nin bizlere bıraktığı en somut kültür hazinelerinden biri hiç şüphesiz ki mezar taşlarıdır. Ebediyete irtihal edenlerimiz bu taşlarda biz yaşayanlara hisseler bırakmışlar; çünkü onlar gömülmek değil, görünmek istemişlerdir. Medeniyetimizin kalbi İstanbul sokaklarını arşınlarken etrafınıza dikkat ederseniz, şehrin en işlek yerlerinde sizden bir “Fatiha” rica eden türbelerle, mezarlarla karşılaşırsınız. Bir kitapçının, bir durağın hemen yanında hatta mezar taşının yarısı ağacın içinde kalmış şekilde… Yahya Kemal’in “Biz ölülerimizle yaşarız.” sözünü daha iyi kavrarsınız. Medeniyetimiz hiçbir zaman mezarlıkları şehirden uzak yerlere atmamış, her zaman en gözde mekânlara yerleştirip ziyaret etmemizi, ölümü hatırlamamızı amaçlamıştır. Mezar taşlarımızda kalıplaşmış bir ifade karşımıza çıkar mesela: “Hüve’l Baki" yani “baki olan yalnız o’dur”. Adeta “sen de elbet bir gün buraya geleceksin” der. Biz de hep manevi, ebedi istirahat bahçelerine gidecek olmanın bilinciyle geçeriz o yollardan, böylece ölümün soğuk yüzünü sıcacık bir tebessümle karşılarız.